CBTiSTANBUL

Beck Yönelimli Kognitif Terapi

Duygusal Bir Yükselteç Olarak Zihinsel Görüntüler: Bipolar Bozukluğa Uygulama

Posted By on May 4, 2020

Zihinsel imgeler biçimindeki kognisyonların duygu üzerinde sözel kognisyonlardan daha güçlü bir etkisi vardır. Bu derleme, bilişsel görüntü ve duygu bilimlerini transdiyagnostik klinik araştırmalarla sentezleyerek bipolar bozuklukta duygusal uçuculuk temelinde yeni tahminler vermektedir. Bipolar bozukluğu olan hastalarda anksiyete son derece yaygındır ve artan disfonksiyon ve intihar ile ilişkilidir, ancak az anlaşılmıştır ve nadiren tedavi edilmektedir. Zihinsel görüntüler bipolar anksiyetenin ihmal edilmiş bir yönüdür, ancak travma sonrası stres bozukluğu ve imgeye odaklanan sosyal fobi gibi anksiyete bozukluklarında bilişsel davranış terapisinin (CBT) gelişimi için çok önemlidir. Bu derlemede bipolar bozukluğa uygulanan bilişsel bir görüntü ve duygu modeli sunulmaktadır. Bu modelde zihinsel imgeler Clark’ın döngüsel panik modelini (1986) kullanarak duyguları güçlendirir. Bu makalede; 1) görüntülerin kaygıyı güçlendirdiğini vurgulamaktayız (birinci döngü); (2), görüntülerin bipolar bozukluğun tanımlayıcı (hipo-) manisini (ikinci döngü) güçlendirdiğini, böylece tetikleyicilerin aşırı pozitif yanlış yorumlanmasının ruhsal yükselmeye (görüntülerle tırmandığı) yol açtığını, ilişkili inançları, hedefleri ve eylem olasılığını artırdığını öne sürmekteyiz (hepsi görüntülerle güçlendirildi). Görüntüler, bipolar bozukluğun açıklanamayan temel özellikleri için birleştirici bir açıklama önerir: yaygın kaygı, duygudurum instabilitesi ve yaratıcılık. Görüntülerin sunulmasının, bipolar tedavi yeniliği için yeni etkileri vardır.


Referans: Holmes, E. A., Geddes, J. R., Colom, F., & Goodwin, G. M. (2008). Mental imagery as an emotional amplifier: Application to bipolar disorder. Behaviour research and therapy, 46(12), 1251-1258.

Saygılarımla,
Psk. Mübeccel Oskay

Bipolar Bozukluğu Olan Hastalardaki Kognitif Yatkınlıklar

Posted By on April 21, 2020

Giriş. Bipolar bozukluğu olan kişilerde Beck Depresyon Üçlüsü bileşenleri ve depresyona karşı kognitif yatkınlıklar daha önceki çalışmalarda araştırılmamıştır.

Yöntem. 41 sağlıklı kontrol deneği ve 41 ötimik bipolar hasta karşılaştırılmıştır. Araştırmada Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği, Otobiyografik Bellek Testi, Problem Çözme Prosedürünü ve Beck Depresyon Ölçeği, İşlevsel Olmayan Tutumllar Ölçeği, Sosyotropi Özerklik Ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır.

Bulgular. Kontrol denekleriyle karşılaştırıldığında, bipolar bozukluğu olan hastalarda önemli ölçüde daha yüksek düzeyde işlevsiz tutumlar (özellikle mükemmeliyetçilik ve onay ihtiyacı) ve sosyotropi, otobiyografik hafıza testinde önemli ölçüde daha fazla genel hatırlama ve sosyal problem çözme testinde çözüm üretme konusunda önemli ölçüde daha az yetenekli oldukları görülmüştür. Bipolar grubunda morbiditenin seviyesi arttıkça bilişsel bozukluğun arttığı gözlemlenmiştir (önceki hastalık epizodlarının sayıları karşılaştırıldığında).

Sonuçlar. Bu çalışma bipolar bozukluğu olan hastalardaki kognitif yatkınlıkların, tek uçlu bozukluklardaki (depresyon) ile benzer olduğunu öne sürmektedir. Fakat işlevsellikteki bu bozulmanın, bir neden olup olmadığı ya da tekrarlanan bipolar bozukluk epizodlarının etkisi olup olmadığı net değildir. Bununla birlikte, bulgular klinik tedavi için önermelerin yanı sıra duygusal bozuklukların psikolojik modellerini araştırmak için önemli niteliktedir.

Referans: Scott, J., Stanton, B., Garland, A., & Ferrier, I. N. (2000). Cognitive vulnerability in patients with bipolar disorder.Psychological medicine30(2), 467-472.

Saygılarımla,

Psk. Özlem Öztürk

Travma sonrası intruzif anıların yapısı: Uyarı İşareti Hipotezi

Posted By on April 7, 2020

Çalışmada, birden çok çeşitli travma yaşayan kişilerden intruzif (girici) anılarının özelliklerini ve içeriklerini anlatmaları istenmiştir. Sıklıkla görsel anıların akla geldiği, düşüncelerin ise daha nadir akla geldiği sonucu elde edilmiştir. İntruzif anının özelliğinin travmanın çeşidine göre değiştiği gözlemlenmiştir. İntruzif anıların, travma anının hemen öncesini ya da travmanın en fazla duygusal etki yaratan anından hemen öncesini içerdiği görülmüştür. İntruzif anıların, travma anındaki uyaranlarla, uyarı işaretlerinin geçici ilişki kurulmasından kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Örneğin; Travma anındaki uyaranla karşılaşıldığında tehlikeli bir şey olacağının işareti olduğunu sanmak. Bu da intruzif anıların niçin tehlike olarak algılandığını açıklıyor. Uyarı işareti hipotezi terapistlerin travma hastalarının en fazla duygusal etki yaratan anıları fark etmesini sağlamasında ve tedavide yeniden işlenmesinde yardımcı olacaktır. Aynı zamanda, hastaların travma semptomlarını tekrar tekrar yaşamaları ile ilgili psikoeğitim verilmesine katkıda bulunacaktır.

Referans: Ehlers, A., Hackmann, A., Steil, R., Clohessy, S., Wenninger, K., & Winter, H. (2002). The nature of intrusive memories after trauma: The warning signal hypothesis. Behaviour research and therapy40(9), 995-1002.

Saygılarımla,

Psk. Özlem Öztürk

Bipolar Bozukluğun Tedavisinde Psikoeğitimsel ve Bilişsel-Davranışçı Stratejiler

Posted By on April 6, 2020

Bipolar bozukluğun farmakolojik tedavisindeki ilerlemelere rağmen, hastalara daha uzun süreli duygudurum dengesini sağlamak için ek stratejilere ihtiyaç duyulduğu açıktır. Son yıllarda, bipolar bozukluk için devam eden farmakoterapiye ek olarak tasarlanan bir takım psikososyal stratejiler geliştirilmektedir. Bu makalede; bipolar bozukluk tedavisinde uygulanan psikoeğitim ve bilişsel davranışçı yaklaşım tanımlanmaktadır. Ayrıca, özel bipolar kliniklerde çalışan bilişsel davranışçı terapistlerin sunabileceği daha geniş tedavi paketlerine ve hastalığın standart farmakoterapisine entegre edilebilecek spesifik stratejilere vurgu yapılmaktadır. Gittikçe artan sayıda kanıt, bu müdahalelerin potansiyel değerini kanıtlamaktadır ve Bipolar Bozukluk İçin Sistematik Tedavi Geliştirme Programı (Systematic Treatment Enhancement Program for Bipolar Disorder) (STEP-BD) dahil olmak üzere geniş çaplı çalışmalar sürdürülmektedir. Bu çalışmalar geniş, çok merkezli örnekler tarafından müdahaleler üzerinde sonuç sağlayacaktır.

Referans: Otto, M. W., Reilly-Harrington, N., & Sachs, G. S. (2003). Psychoeducational and cognitive-behavioral strategies in the management of bipolar disorder. Journal of Affective Disorders, 73(1-2), 171-181.

Saygılarımla,
Psk. Mübeccel Oskay

Maruz Bırakma ve Tepki Önleme (ERP) Tedavisi Yanlış Gittiğinde: Obsesif Kompulsif Bozukluk Tedavisinde ERP Uygulanırken Ortaya Çıkan Zorlu Senaryoları Yönetmek İçin Sorun Giderme Yönergeleri

Posted By on March 10, 2020

Maruz Bırakma ve Tepki Önleme (ERP) ile birlikte Bilişsel Davranışçı Terapi (CBT), OKB tedavisinde en etkili psikolojik tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Ancak literatür ve tedavi kılavuzları hasta sunumlarındaki tüm çeşitlilikleri, ERP görevlerinin çeşitliliğini ve karşılaşılabilecek terapötik zorlukların nasıl çözüleceğini tam olarak açıklamamaktadır. Bu makalede terapistlerin ERP uygularken yaygın olarak karşılaştıkları zorluklar açıklanmaktadır. Bu zorluklar; 1) hastanın kaygısına alışamaması, 2) hastanın maruz bırakmanın ne kadar kaygı uyandıracağını yanlış tahmin etmesi, 3) kazara maruz kalmaların yaşanması, 4) zihinsel ya da gizli ritüellerin tedaviyi engellemesi, 5) hastanın kaygı hassasiyetinin çok yüksek olmasıdır. Bu çalışmanın amacı, tedavi teorisi ile terapistlerin OKB tedavisinde ERP uygulaması sırasında karşılaştıkları zorluklar arasındaki köprüyü kurmaktır.


Referans:

Pence Jr, S. L., Sulkowski, M. L., Jordan, C., & Storch, E. A. (2010). When exposures go wrong: trouble-shooting guidelines for managing difficult scenarios that arise in exposure-based treatment for obsessive-compulsive disorder. American Journal of Psychotherapy, 64(1), 39-53.


Saygılarımla,


Psk. Mübeccel Oskay

Proudly Powered by WordPress | Theme by The Cloisters | Entries RSS  Comments RSS