CBTiSTANBUL

Beck Yönelimli Kognitif Terapi

İntihar Eğilimi Taşımayan Kendine Zarar Verme Bozukluğunun DSM-5 Tanısı: Ampirik Literatürün Gözden Geçirilmesi

Posted By on December 4, 2018

 DSM Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabının  5. sürümünde İntihar Eğilimi Taşımayan Kendine Zarar Verme Bozukluğu (NSSID) kriterlerinin sunulmasıyla, ölçütlerin çocuk ve ergen örnekleri üzerinde gözlemlendiği ampirik çalışmalar ortaya çıkmıştır.NSSID daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyan bir alan olduğu için, ampirik veriler ; prevalans oranları, özellikleri, klinik korelatörler ve bozukluğun potansiyel bağımsızlığı ile ilgili önerilen kriterler hakkında bilgi toplamak için bu aşamada çok önemlidir. DSM-5 NSSID kriterlerine ilişkin 16 Mayıs 2015’e kadar yayınlanmış hakemli deneysel çalışmalara dayanan bir derleme yapılmıştır. DSM-5 ölçütleri hem klinik hem de toplum örneklerinde incelendiğinde, NSSI kriterlerini karşılayan grubun bu kriterleri karşılamayan klinik kontrol grubuna göre psikopatolojik anlamda daha çok bozukluk olduğu gözlemlenmiştir. Tüm çalışmalarda kişiler arası zorluklar ya da NSSI öncesi negatif durum, katılımcılar tarafından yüksek oranda kabul görmüştür; bu durum, sıkıntı ya da değer düşüklüğü kriterinde daha düşük bir öneme sahiptir. Sonuçlar, farklı ve bağımsız bir NSSID teşhisi için ön destek göstermiştir, ancak NSSID’nin olası bir tanısını güvenilir bir şekilde değerlendirmek ve doğrulamak için nihai DSM-5 kriterlerinin doğrudan ve yapılandırılmış değerlendirmesiyle ek ampirik verilere ihtiyaç duyulmuştur

 Referans:  Zetterqvist, M. (2015). The DSM-5 diagnosis of nonsuicidal self-injury disorder: a review of the empirical literature. Child and adolescent psychiatry and mental health9(1), 31.

Saygılarımla, 

Psk. Zeynep Ünal

Depresyonda Kognitif Terapinin Etkinliğinin Bir Meta Analizi

Posted By on November 18, 2018

Meta-analiz formatında Beck’in depresyon için kognitif terapisinin etkinliği gözden geçirilmiştir.Depresyon tedavi sonucunu ölçen 28 çalışma tanımlanmış ve kognitif terapinin diğer terapötik yöntemlerle karşılaştırması yapılmıştır. Sonuçlar; bekleme listesi (waiting list) veya kontrol grubu, ilaç tedavisi, davranışçı terapi ve diğer psikoterapiler ile karşılaştırıldığında kognitif terapide daha büyük ölçüde değişimin var olduğu kanıtlanmıştır. Değişim derecesi kognitif terapinin terapi süresi veya çalışmalardaki kadınların oranı ile anlamlı bir şekilde ilişkili değildir ve hastaların yaşına bağlı olmasına rağmen, çeşitli yaş gruplarının yeterli temsiliyetinin olmaması bu sonuçları tartışmalı olarak ortaya koymaktadır. Kognitif terapide daha ileri sonuç ve süreç çalışmaları için sonuçlar tartışılmıştır.

Referans: Dobson, K. S. (1989). A meta-analysis of the efficacy of cognitive therapy for depression. Journal of consulting and clinical psychology57(3), 414.

Saygılarımla,

Psk. Ayşe Nur Çobanoğlu

Majör Depresyonda Relaps ve Nüks Önlenmesinde Davranışsal Aktivasyon, Bilişsel Terapi ve Antidepresan İlaçların Randomize Denemesi

Posted By on November 14, 2018

Bu çalışma majör depresyona sahip erişkinlerde yapılan randomize kontrollü bir denemeden tedaviye yanıt verenleri izlemiştir. İlaç ile tedavi edilen, ancak plasebo üzerine geri çekilen hastalar, önceki davranışsal aktivasyon, önceki bilişsel tedavi veya sürekli ilaç tedavisi alan hastalarla karşılaştırıldığında, bir yıllık takip süresi boyunca daha fazla relaps geçirmiştir. 1 yıl boyunca uygulanan psikoterapi, izlemin ikinci yılında tekrarlamanın önlenmesinde ilacın kesilmesinden daha üstündür. Spesifik karşılaştırmalar, bilişsel tedaviye daha önce maruz kalan hastaların tedavi sonlandırmasından sonra ilaçtan çekilen hastalara göre daha az relaps gösterme olasılığının daha düşük olduğunu ve daha önce davranışsal aktivasyona maruz bırakılan hastaların, anlamlı olmayan bir eğilim seviyesinde ilaç geri çekilmesine göre neredeyse iyi olduğunu göstermiştir. Davranışsal aktivasyon ve bilişsel terapi arasındaki farklar tam iki yıllık takip boyunca önemli ölçüde farklı değildi ve her biri en azından sürdürme ilacı kadar etkiliydi. Bu bulgular, davranışsal aktivasyonun bilişsel terapi kadar kalıcı olabileceğini ve her iki psikoterapinin de depresyon tedavisinde ilaç tedavisine göre daha az pahalı ve daha uzun süren alternatifler olabileceğini düşündürmektedir.

Referans: Dobson, K. S., Hollon, S. D., Dimidjian, S., Schmaling, K. B., Kohlenberg, R. J., Gallop, R. J., … & Jacobson, N. S. (2008). Randomized trial of behavioral activation, cognitive therapy, and antidepressant medication in the prevention of relapse and recurrence in major depression. Journal of consulting and clinical psychology, 76(3), 468

Keyifli okumalar dilerim.

Saygılarımla,
Psk.Zeynep Ünal

Terapistin Yeterliliği ve Depresyon için Bilişsel Terapi Sonuçları

Posted By on November 5, 2018

Bilişsel Terapi Ölçeği (KTS), terapist yetkinliğini değerlendirmek için bilişsel terapi eğitim merkezlerinde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır, ancak yeterlilik, bilişsel terapi sonucuyla ilişkili olarak daha önce açıkça gösterilmemiştir.Yeterlilik, ittifak ile terapideki değişim ile ilgili olabilecek süreç değişkenleri ile karşılaştırılmıştır. Depresyon için 30 bilişsel terapi seanslarından rastgele seçilen bir terapi seansı, KTS kullanılarak derecelendirilmiştir. Hem terapötik ittifak hem de terapist yetkinliği sonuçlarla ilişkiliydi. Regresyon analizlerinde ittifak, yeterlilik kontrolü yapılırken sonuçla önemli ölçüde ilişkili kalmıştır. Sonuçlarla olan bu ilişkiler öncelikle danışanlardan ziyade terapistlere atfedilebilirdi. Tedaviyi tamamlamış olan hastalar için sonuç elde edilemeyenlere göre daha güçlü sonuçlar ortaya çıkmıştır.

Referans: Trepka, C., Rees, A., Shapiro D. A., Hardy G. E., and Barkham, M. (2004). Therapist Competence and Outcome of Cognitive Therapy for Depression. Cognitive Therapy and Research, 28(2), 143–157.

Saygılarımla,

Psk. Deniz Küçükaksu

 

 

 

KDT Beceri Kullanımı ve Depresyon Tedavi Sonucu Arasındaki İlişki: Teorik ve Metodolojik Literatür İncelemesi

Posted By on October 28, 2018

Kognitif ve Davranışçı Terapi beceri edinme ve kullanmanın önemini vurgulamaktadır ve bu becerilerin tedavi sonuçlarına aracılık ettiğini ileri sürmektedir. Teorik önemi yanında, KDT’ de değişim mekanizması olarak beceri kullanımı üzerine araştırmalar yapılmıştır ancak bunun ölçümü hala başlangıç aşamasındadır. KDT becerilerinin yetişkinlerde depresyon tedavisine yönelik ara değişken rolünü test eden literatürü tanımlamak ve gözden geçirmek için online veri tabanlarında araştırmalar yapılmıştır. Ek olarak, hastanın KDT beceri kullanımını değerlendirmek için çeşitli yöntemler gözden geçirilmiştir. KDT beceri kullanım sıklığını inceleyen 13 çalışma ve KDT beceri kullanımı niteliğini inceleyen 11 çalışma belirlenmiştir. KDT beceri kullanım sıklığı ve niteliğinin depresyon tedavi sonuçları üzerindeki aracı rolüne ilişkin literatürde ön bulgular sağlanırken, mevcut literatürdeki çoğu metodolojik kısıtlamalar beceri kullanımının tedavi sonuçları üzerindeki rolüne ilişkin kesin sonuçları engellemektedir.

Referans: Hundt, N. E., Mignogna, J., Underhill, C., & Cully, J. A. (2013). The relationship between use of CBT skills and depression treatment outcome: A theoretical and methodological review of the literature. Behavior Therapy, 44(1), 12-26.

Saygılarımla,

Psk. Ayşe Nur Çobanoğlu

Proudly Powered by WordPress | Theme by The Cloisters | Entries RSS  Comments RSS