CBTiSTANBUL

Beck Yönelimli Kognitif Terapi

Bipolar Bozuklukta ve Unipolar Depresyonda Bilişler: İntihar İmajları

Posted By on November 18, 2019

Amaç: Bipolar bozukluk tüm psikiyatrik bozukluklar içinde en yüksek intihar oranına sahiptir. Unipolar depresyonda bireyler, intihar düşüncelerine sahipken; etkili, intiharı yansıtan bir ölümün ya da ölümden sonraki akıbetlerinin imajlarına sahip olduklarını belirtmişler ancak bu olgu bipolar bozukluk için araştırılmamıştır. Bu yüzden bu araştırmada araştırmacılar; bipolar bozukluğu olan (n=20) ve unipolar depresyonu olan (n=20) bireylerin geçmişteki ani intihar eğilimlerindeki imajlarını ve sözel düşüncelerini araştırmakta ve karşılaştırmaktadırlar.


Yöntem: Çalışmada karşılaştırmalı yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Tanıları doğrulamak için DSM-IV için Yapılandırılmış Klinik Görüşme’den yararlanılmıştır. Nitel ve nicel veriler anketler aracılığıyla toplanmıştır. Bireysel görüşmelerde intihar bilişleri; (1) zihinsel imgeler ve (2) sözel düşünceler şeklinde değerlendirilmiştir.


Bulgular: Tüm katılımcılar intihara yönelik flashforwards (kişinin gelecekte bir eylemi gerçekleştirdiğini imaj formunda görmesi) deneyimlediklerini raporlamıştır. Her iki grubun katılımcıları da; intihara yönelik bu imajlarla (flashforwards) sözel intihar düşüncelerinden daha fazla meşgul olduklarını belirtmişlerdir. Bununla birlikte, unipolar depresyon grubuyla karşılaştırıldığında bipolar depresyon grubundaki katılımcılar; intihara yönelik flashforwards imajlarla daha fazla meşgul olduklarını, bu imajları daha güçlü ve etkili bulduklarını ve bu imajlarlardan sonra intiharı tamamlamak için harekete geçme isteklerinin iki kat daha fazla olduğunu raporlamışlardır. Ayrıca, bipolar grubundaki katılımcılar, genel olarak (intihardan bağımsız) zihinsel imajları kullanmaya daha meyilli olduklarını belirtmişlerdir.


Sonuç: İntihar düşüncesinin daha iyi tanımlanması gerekmektedir. Özellikle bipolar bozuklukta intiharın zihinsel imgesi; intihar düşüncesinin değerlendirilmesinde gözden kaçabilen ancak potansiyel olarak kritik gözüken bir özelliğidir. Bulgular, intihara yönelik flashforwardsların klinik değerlendirme prosedürüne girmesi için daha fazla araştırma yapılmasına zemin hazırlamaktadır.


Referans:  Hales, S. A., Deeprose, C., Goodwin, G. M., & Holmes, E. A. (2011). Cognitions in bipolar affective disorder and unipolar depression: imagining suicide. Bipolar disorders13(7‐8), 651-661.

Saygılarımla,

Psk. Zeynep Ekşioğlu 

Kognitif Davranışçı Terapi 5 Alan Modeli’nin Psikiyatrik Hastalarda Kullanılması

Posted By on November 15, 2019


Bu makale, günlük klinik uygulama alanlarında Kognitif Davranışçı Terapi müdahalelerin nasıl uygulanabileceğini inceleyen makale serisinin ikincisidir.Serinin ilk makalesinde, okuyucuları Kognitif Davranışçı Terapi 5 Alan Modeli’nin bileşenlerini denemeleri için cesaretlendirmiştik. Eğer ki uygulayabildiyseniz geribildirimleriniz nelerdir? Herhangi bir zorlukla karşılaştınız mı? Karşılaştıysanız bu zorlukları nasıl aşabilirsiniz?Kognitif Davranışçı Terapi ile çalışan klinisyenler; çok sayıda teknik kullanarak, danışanların günlük problemlerinde çözümlerini pratik edebilmelerini sağlayan yapılandırılmış bir danışmanlık sağlar. Bu makale ise Kognitif Davranışçı Terapi’de 5 Alan Modeli’nin hastanelerdeki ve kliniklerdeki (outpatient) ayakta hasta tedavisine nasıl uyarlanabileceğinin altını çizmektedir.  Ayrıca günlük uygulamada oluşabilecek zorlukları ve klinik dezavantajları tartışarak geliştirilmesini hedeflemektedir.


Referans: Garland, A., Williams, C., & Wright, B. (2002). Using the Five Areas cognitive-behavioural therapy model with psychiatric patients. Advances in Psychiatric Treatment, vol.8, pp. 307-315.
Keyifli okumalar dilerim.

Saygılarımla,

Psk. Özlem Öztürk

Bilişsel Davranışçı Terapi ile Tekrarlayan Depresyonun Önlenmesi: Ön Bulgular

Posted By on November 4, 2019

Başarılı farmakoterapiden sonra, rezidüel semptomların bilişsel davranışçı tedavisi (CBT), primer majör depresif bozukluğu olan hastalarda klinik yönetimden (CM) önemli ölçüde daha düşük bir nüks oranı vermiştir. Bu çalışmanın amacı, tekrarlayan depresyon hastalarında (≥ 3 depresyon episodları) bu yaklaşımın etkinliğini test etmektir. Antidepresan ilaçlarla başarılı bir şekilde tedavi edilen tekrarlayan majör depresyonu olan 40 hasta, rastlantısal olarak rezidüel semptomların CBT’sine (yaşam tarzı değişikliği ve refah tedavisi ile desteklenir) veya klinik tedaviye (CM) rastgele atandı. Her iki grupta da, 20 haftalık deney sırasında, antidepresan ilaç uygulaması yavaş yavaş azaltılmış ve kesilmiştir. Kalıntı semptomlar, Depresyon için Paykel Klinik Görüşme’nin modifiye edilmiş bir versiyonuyla ölçüldü. İki yıllık takip süresinde bir nüksetme olmadıkça hiçbir antidepresan ilacın kullanılmadığı izlendi. CBT grubu, ilaç tedavisinin kesilmesinden sonra klinik tedavi (CM) grubuyla karşılaştırıldığında anlamlı derecede düşük rezidüel semptom seviyesine sahipti. 2 yıllık takipte CBT (% 25), klinik tedaviden (CM) (% 80) daha düşük bir nüks oranıyla sonuçlandı. Bu fark, hayatta kalma analizi ile istatistiksel olarak önemli olmuştur. Bu sonuçlar, uzun süreli ilaç tedavisinin, tekrarlayan depresyon hastalarında nüksü önleyen tek araç olduğu varsayımına meydan okumaktadır. Bazı hastalarda bakım farmakoterapisi (maintenance pharmacotherapy) gerekli görünse de, CBT diğer hastalar için uygun bir alternatif sunar. Rezidüel semptomların iyileştirilmesi, rezidüel semptomların nüks prodromlarına ilerlemesini etkileyerek depresyon hastalarında nüks riskini azaltabilir.

Referans: Fava, G. A., Rafanelli, C., Grandi, S., Conti, S., & Belluardo, P. (1998). Prevention of recurrent depression with cognitive behavioral therapy: preliminary findings. Archives of general psychiatry55(9), 816-820.


Saygılarımla,
Psk. Mübeccel Oskay

Psikoterapide Ödevin Derinlemesine İncelenmesi: Deneyimlerden ve Araştırmalardan Elde Edilen Sonuçlar

Posted By on October 26, 2019

Makale, ödevin psikoterapide kullanılışının temel gözlemlerini ve konuyla ilgili yayımlanan araştırmaların literatür taramasını incelemektedir. Günümüzde ödevlerin psikoterapi sonuçlarını olumlu olarak etkilediği iddiasını bilimsel olarak kanıtlayacak verilerden oluşan bir inceleme yapıldı. Ödevlere uyum sağlamanın da tedavi sonucunu tahmin etmede etkili olduğu da açık. Yapılan araştırmaların kısıtlılıkları ve ödevin psikoterapi süreciyle bütünleştirilişi ile ilgili soruların gelecekte araştırılabileceğinden bahsedildi. Klinik önermeler ve ödevlerin hazırlanışı ile ilgili makaleler derlendi. Araştırmaların kanıtları ve araştırmacılar, ödevin psikoterapide kapladığı geniş yer ve ödev tasarlamanın çeşitli yaratıcı yöntemleri konusunda birleştiği konusunda hemfikir.


Referans: Kazantzis, N., & Lampropoulos, G. K. (2002). The use of homework in psychotherapy: An introduction. Journal of Clinical Psychology, 58(5), 577-585.

Saygılarımla,

Psk. Özlem Öztürk

Depresyonun Bilişsel Davranışçı Tedavisinin Klinik Uygulaması

Posted By on October 24, 2019

Depresyonun bilişsel davranışçı tedavisi; spesifik ve deneysel olarak desteklenmiş stratejilerin, depresyonojenik bilgi işlemeye ve davranışlara odaklanmasını içerir. Depresif etkiyi azaltmak için tedavi üç alana yönlendirilmiştir: Biliş, davranış ve fizyoloji. Bilişsel alanda; hastalar bilişsel yeniden yapılandırma tekniklerini kullanmayı öğrenirler ve böylece depresyonun altında yatan negatif çarpıtılmış düşünceler düzeltilir; bu da daha mantıklı ve uyarlanabilir düşünmeye yol açar. Davranış alanı içerisinde; etkinlik planlaması, sosyal beceri eğitimi ve girişkenlik eğitimi gibi teknikler kullanılarak, depresyona katkıda bulunan ve sürdüren davranışsal bozulmalar (sosyal izolasyon, sosyal destek kaybı) giderilir. Son olarak, fizyolojik alan içerisinde; depresyon beraberinde ajitasyon ve anksiyete yaşayan hastalara bedenlerini sakinleştirmeleri için imajinasyon, meditasyon ve rahatlama teknikleri öğretilir.

Bu makalenin ilk bölümünde Bilişsel Davranışçı Terapi’nin depresyon tedavisinde kullandığı başlıca stratejiler; depresyon tedavisinde deneysel olarak desteklenmiş psikolojik müdahaleler vurgulanacak şekilde incelenmiştir. Bilişsel Davranışçı Terapi’nin etkinliğini gösteren araştırma verileri ise ikinci bölümde ele alınmıştır.


Referans: Sanderson, W. C. Clinical Application of Cognitive Behavioral Treatment of Depression. 

Saygılarımla,

Psk. Zeynep Ekşioğlu

Proudly Powered by WordPress | Theme by The Cloisters | Entries RSS  Comments RSS