CBTiSTANBUL

Beck Yönelimli Kognitif Terapi

Kognitif Terapide Geriye Dönük 30 Yıl

Posted By on June 12, 2017

Kognitif Terapide  ilk araştırmalar depresyon ve  diğer bozuklukların  ilk kognitif modelerinden gelişmiştir.Kognitif model birçok araştırmada   hem klinik hem de  labaratuvar ortamında  test edilmiş ve teoriden daha çok klink koşullara daha uygun olan araştırmaların depresyonun kognitif modelini desteklediği görülmüştür.Aynı zamanda  kognitif modelin tedavilerde  uygulanıyor olması da  kognitif  konseptin spesifikliğini desteklemektedir.Depresyonun kognitif terapi  ile tedavisi varolan bozukluktan bir çok bozukluğa  kadar  spesifik kavramsallaştırmaya  dayalıdır  ve  özel kognitif stratejileri kullanmayı içerir.Kognitif Terapi’nin günümüzdeki konumu ise; bir çok araştırma da  anksiyete  bozuklukları,depresyon,yeme  bozuklukları,heroin bağımlılığı,ilişki problemleri,şizofreni gibi bir çok bozuklukta  etkililiğinin oldukça yüksek olduğu yönündedir.Yapılan 27 metaanaliz çalışması sonucunda tek uçlu depresyonun kognitif terapi ile tedavisinin antidepresan ilaçlar da dahil olmak üzere diğer tedavilere üstünlüğünü kanıtlamıştır.Depresyon 1961 yılında   Beck tarafından ilk defa kognitif model ile formüle edilmiş,ve bundan 15  yıl sonrasında da yine Beck tarafından teröpatik alana sunulmuştur.Beck’in  depresyonu kognitif model ile  açıklaması hastalarıyla yaptığı psikanalitik seanslarına dayanmaktadır.Seanlarda danışanların  serbest  çağrışım  ile  sürekli benzer  düşünce yapılarını tekrarladığını fakat terapist danışanı bu düşünceler  üzerinde odaklamadığı için danışanların  Beck’in otomatik düşünce  diye adlandırdığı bu düşünceleri farketmesinin zor olduğunu gözlemlemiştir.Bu düşünceler kişilerin  başkaları  ile  olan diyologlarından çok kendilerine  söyledikleri söylemleri içermektedir.Ve  depresyonun temelinde de  bu kendini eleştiren,suçlayan,negatif anıları hatırlatan düşünceler  yatmaktadır.Bu düşünceler genel olarak (seçici soyutlama,aşırı genelleme,iki uçlu düşünme  gibi) düşünce hatalarını  içermektedir.Bununla birlikte, depresyondaki hastalar olumlu bilgiyi gözardı edip negatife  odaklanmaya  fazlaca meyillidirler.Bütün bu süreçlerin temelinde,Beck’e göre kişinin sembollere verdiği anlamlar,örtük şemaları,sosyotropik ya da otonomus  denilen kişilik yapıları yer almaktadır.Kognitif Model alana  yaptığı bütün katkıların  yanısıra, nedensellik  konusu, kişilerarası faktörlerin depresyondaki rolünü gözardı ettiği ve depresif realizm konularıyla  alanda eleştirilmektedir.Beck bu eleştirileri makalesinde çürütecek şekilde  açıklamada bulunmuştur.Kognitif Terapinin 30 yıldan fazla olan ve günümüze kadar süren gelişimi Kognitif Terapinin kendi kanatları altında  uçabilme  gücüne sahip olduğunu gözler önüne sermektedir.

 

Referans:

Beck, A. T. (1991). Cognitive Therapy : A 30-Year Retrospective. American Psychologist, 46(4), 368-375.

 

Saygılarımla,

Psk.Feyza Karakoyun

Tedavide İlerleme Olmaması Durumlarını Yönetmek İçin Vaka Formülasyonunu Kullanma

Posted By on June 8, 2017

Bütün klinisyenler, ilerleme olmayan bir tedaviyi yönetmek durumunda kalmışlardır. Vaka formülasyonu klinisyenlere bir vaka hakkında sistemli bir şekilde düşünme yolu sunar ve bu sayede karşılaşılan zorlukların üstesinden gelip tedavinin başarıyla sonuçlanmasına olanak sağlar. Bu makale hasta-terapist  ilişkisindeki sorunlar gibi tedavi sürecinde karşılaşılan sorunları çözebilmek için bilişsel davranışçı vaka formülasyonunun nasıl kullanılacağı hakkında bilgi vermektedir. Makalede, bir vaka örneği üzerinden öncelikle bir vakanın nasıl formüle edildiği açıklanmış, daha sonra da vaka formülasyonunu kullanarak tedavide ilerleme olmaması durumlarının nasıl yönetilebileceği aynı vaka örneği üzerinden aktarılmıştır.

 

Referans:

Tompkins, M. A. (1999). Using a case formulation to manage treatment nonresponse. Journal of Cognitive Psychotherapy, 13(4), 317-330.

 

Saygılarımla,

Psk. Zülal Oğuz

Kognitif Terapide İşbirlikçi Deneyci Yaklaşım (Collaborative Empiricism) ve Yeniden Tanımlanması

Posted By on June 6, 2017

İşbirlikçi deneyci yaklaşım kognitif terapinin en önemli unsurlarından biridir. Beck’in kognitif terapisindeki işbirlikçi deneyci yaklaşımın (CE) önemi üzerinde uzlaşmaya rağmen, yapının operasyonel tanımları, ölçümleri ve deneyci araştırmaları eksik durumdadır. Mevcut araştırmalar çalışma ittifakı gibi konularda yoğunlaşmış ve tutarsız bulgular üretmiştir. CE’nin tedavi sonuçlarıyla ilişkili olup olmadığı veya diğer bilişsel değişim süreçlerine aracılık edip etmediği belli değildir. CE’deki işbirliğinin temel anlamının, ”çalışmanın paylaşılması ”, kognitif terapi araştırmasında terapötik ittifakın en sık kullanılan yapısı tarafından ele alınmadığını savunuyor. Self determinasyon teorisine dayalı geliştirilen CE teorisi, CE’nin işbirlikçi ve deneyci yönlerini bütünleştirmiş ve yapının motivasyonel yönünü ele almıştır. Bu makale öncelikle CE’nin şu anki tanımlarını ve ölçümlerini ele almış, daha sonra işbirlikçi yaklaşımın unsurlarının birbiriyle etkileşimi ve doğası hakkında teorik bir araştırma sunmuş ve son olarak da CE’nin teoriye dayalı, daha sonrasında yeni operasyonel tanımlar ve ölçümler geliştirilebilecek daha yapılandırılmış bir tanımını ortaya koymuştur.

 

Referans:
Tee, J. & Kazantsiz, N. (2011). Collaborative Empiricism in Cognitive Therapy: A Definition and Theory for the Relationship Construct. Clinical Psychology Science and Practice, 18, 47-61.

 

Saygılarımla,

Psk. Meryem Güngör

Bilişsel Davranışçı Terapide Vaka Formulasyonu, Formulasyona Yeni bir Yaklaşım ve Uygulanması

Posted By on June 6, 2017

 

Vaka formulasyonu Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)’nin temelini oluşturur; çünkü formulasyon hastanın şikayetlerini müdahaleleri bilgilendiren yolla tanımlar ve açıklar. Fakat, kanıtlar vaka formulasyonunun talep edilen faydalarını zorlamaktadır. Bu makale, vaka formulasyonu için mantıksal ve kanıt temellerini gözden geçirmekte ve formulasyon için kullanılan pota metaforuyla yeni bir yaklaşımın ana hatlarını ortaya koymaktadır. Bu modelde hastanın geçmiş öyküsü, deneyimi ve güçlü yönleri hastanın orjinal ve kendine özgü problemini oluşturmak ve anlamak için teori ve araştırmayla sentezlendi. Bu metafor formulasyonun üç ana tanımlayıcı özelliğini gösteriyor. Birincisi, potadaki maddelerin eriyebilmesi için kimyasal reaksiyonu oluşturan ısıdır. Bizim modelimizde, danışan ve hasta arasındaki işbirlikçi deneycilik ısıyı sağlıyor. İkinci olarak, kimyasal reaksiyonlar gibi, formulasyon da sürekli gelişiyor. Formulasyon tanımlayıcı seviyeyle başlar, daha sonra açıklayıcı elementleri dahil eder ve eğer gerekiyorsa ilerde geliştikçe boylamsal açıklamayı (hastanın problemini sürdürücü ve koruyucu faktörler) dahil eder. Son olarak, potanın içine katılan maddelerin kimyasal özelliklerine bağlı olarak potada yeni maddeler oluşur. Hastanın sadece problemine bakmak yerine, bu model hastanın güçlü yanlarını hastanın stresini daha etkili bir şekilde azaltmak ve dayanıklılığı oluşturmak için formulasyonun her seviyesinde dahil ediyor.

 

Referans

Kuyken, W., Padesky C. A. & Dudley, D. (2008). The Science and Practice of Case Conceptualization. Behavioural and Cognitive Psychotherapy, 36, 757–768.

Keyifli okumalar dilerim.

 

Saygılarımla,

Psk. Meryem Güngör

Kayıp, Travma ve İnsanın Dayanıklılığı

Posted By on May 29, 2017

Pekçok kişi hayatlarında  travma ve  kayba  maruz kalmalarına rağmen pozitif duygusal deneyimler  yaşamaya devam eder.Ve   işlevselliklerinde yalnızca az ve geçici bozulmalar oluşur.Malesef ki, kayıp ya da  travmaya maruz kalan bireylerin bunlarla nasıl başettikleri hakkındaki Psikoloji bilgisi, bireysel olarak tedavi arayan ve  önemli derecede stres  belirtileri gösteren  travma  ya da  kayba  maruz kalmış kişilerden oluşmaktadır.Bu sebeple, kayıp ve travma teorisyenleri bu kişilerdeki dayanıklılığı çok nadir  ya da  patolojik olarak görmüşlerdir.Makalenin yazarı dayanıklılığın iyileşmeden farklı bir süreç olduğunu, travma ya da  kayıp sırasında görülen  dayanıklılığın zannedilenden çok daha yaygın olduğunu ve  bazen de  dayanıklılığın beklenmedik çeşitli yollarla  kendini gösterdiği belirterek, travma ya da  kayıp yaşantısında kişinin dayanıklı olmasını  patoloji olarak gören görüşe meydan okumuştur. Şöyleki; travma  ve kayıplarda  dayanıklı olabilmek yetişkinlerde  görülen bir beceridir.Ve  bu beceri; potansiyel olarak yakınını kaybetmek,şiddete  maruz kalma ya da  hayatını tehlikede  olması gibi yıkıcı durumlarda kişinin psikolojik ve fiziksel fonksiyon seviyesini sağlıklı düzeyde  tutabilmesidir.Bu  özelliği ile  dayanıklılık, iyileşme sürecinden ayrılır.İyileşme kişinin normal fonksiyonlarına  belli bir süre  sonrasında  geri dönmesi iken,dayanıklılık dengeyi devam ettirebilme becerisidir.Aynı zamanda dayanıklılık; zorlu yaşam  şartlarına  maruz kalmış çocuklarda sağlıklı kişilik özellikleri ve  olumlu gelişim açısından koruyucu bir faktördür.Hem travma  teoristleri hem de yas teoristleri, travmaya  maruz kalmış ya da  yas yaşan kişiler için klinik müdahalenin gerekliliğinden bahsederken,bu makalede George Bonanno yas için klinik müdahalenin zannedilenin aksine  bireylere  zarar verdiğini, travma  için ise  “psychological debriefing”  olarak literatürde  geçen kişileri yaşadıkları travmayla ilgili anlatmaya, bilgilendirmeye teşvik eden müdahelenin ise; Ptsd riskini ciddi düzeyde arttırdığını iddia etmiş ve araştırmalarla desteklemiştir.Travmatik olayla  karşısında  bu kadar  büyük kitlelere yapılan geniş bir bilgilendirme, kişilerin yaşayacağı normal süreci hastalık sürecine dönüştürebilmesi açısından doğru bir müdahale değildir.Makalede  bahsi geçen bir diğer  mevzu ise; dayanıklılığın  kişilerde farklı şekillerde  ortaya çıkabildiğidir.Bu farklı şekiller; bir  kişilik özelliği olan güç durumlara karşı kişinin kendini koruyabilme becerisi, yüksek özgüven,bastırarak başedebilenler(travmayla  ilgili duygu,düşünce ve anılardan kaçınarak),zorlu durumlara karşı pozitif duygu deneyimleyerek ya da gülerek  başedenlerdir.

   Referans:

   Bonanno, G. A. (2004). Loss,Trauma, and Human Resilience.American Psychologist,59(1), 20-28.

   Saygılarımla,
   Psk.Feyza Karakoyun

Proudly Powered by WordPress | Theme by The Cloisters | Entries RSS  Comments RSS