CBTiSTANBUL

Beck Yönelimli Kognitif Terapi

Ajite Hastada Sözel Olarak Gerilimi Düşürme (Verbal De-escalation): Amerikan Acil Psikiyatri Derneği BETA Projesi (Ajitasyonun Değerlendirilmesi ve Tedavisinde En İyi Uygulamalar) Gerilimi Düşürme (de-escalation) Çalışma Grubu Ortak Görüş Beyanı

Posted By on May 20, 2020

Ajitasyon, acil müdahale gerektiren akut bir davranışsal acil durumdur. Ajite hastaları tedavi etmek için geleneksel yöntemler, yani rutin kısıtlamalar ve istemsiz ilaçlar, zorlayıcı olmayan bir yaklaşıma çok daha fazla önem verilerek değiştirildi. Deneyimli uygulayıcılar, bu tür müdahalelerin gerçek bir taahhütle gerçekleştirilmesi durumunda başarılı sonuçların daha önce düşünülenden çok daha sık olabileceğini keşfettiler. Yeni paradigmada, 3 aşamalı bir yaklaşım kullanılmaktadır. İlk olarak, hasta sözlü olarak tedaviye dahil edilir; sonra işbirlikçi bir ilişki kurulur ve son olarak, hasta ajite durumdan sözlü olarak ayrılır. ‘Verbal de-escalation’ genellikle hastayla ilgilenmenin ve değerlendirme ve tedavisinde aktif bir ortak olmasına yardımcı olmanın anahtarıdır; ancak bazı durumlarda gönüllü ilaç tedavisi ve çevre planlaması gibi sözel olmayan yaklaşımların da önemli olduğunu kabul ediyoruz. Ajite hasta ile çalışırken, 4 ana amaç vardır: (1) hastanın, personelin ve bölgedeki diğer kişilerin güvenliğini sağlamak; (2) hastanın duygularını ve üzüntülerini yönetmesine ve davranışlarının kontrolünü sürdürmesine ya da kontrol altına almasına yardımcı olmak; (3) mümkün olduğunda kısıtlama kullanmaktan kaçınmak ve (4) ajitasyonu arttıran zorlayıcı müdahalelerden kaçınmak. Yazarlar, `De-escalation’ın 10 alanını ” kullanarak, de-escalation için uygun eğitimin uygun temellerini detaylandırıyor ve müdahale yönergeleri sunuyor.


Referans: Richmond, J. S., Berlin, J. S., Fishkind, A. B., Holloman Jr, G. H., Zeller, S. L., Wilson, M. P., … & Ng, A. T. (2012). Verbal de-escalation of the agitated patient: consensus statement of the American Association for Emergency Psychiatry Project BETA De-escalation Workgroup. Western Journal of Emergency Medicine, 13(1), 17.

Saygılarımla,


Psk. Mübeccel Oskay

Bipolar Bozuklukta İlaç Uyumunun Artırılması

Posted By on May 18, 2020

Amaç: İlaca bağlılık; bipolar bozukluğa sahip kişilerin tedavisindeki etkinlik ve etkililik boşluğuna katkıda bulunmaktadır. Bu makalede; bipolar bozuklukta ilaç uyumunu geliştirmede karşılaşılan zorlukları incelemek ve ilaç uyumunun gelişimini, birincil veya ikincil sonuç olarak temel alan psikososyal çalışmaların gelecekteki yönleri için bazı öneriler çıkarmak amaçlanmaktadır.

Yöntem: İlaç uyumunu için bu araştırmada; Medline, Web of Science, CINAHL PLUS ve PsychINFO’nun 1996’dan 2008’e kadar olan yayınları taranmıştır. Makaleleri bulmak için; “uyum, uyumluluk, ittifak, uyumluluk ölçümü, risk faktörleri, psikososyal müdahaleler ve psikoeğitim” anahtar kelimeleri kullanılmıştır.

Bulgular: İlaca uyumsuzluğun anlaşılmasında; tanımlama ve değerlendirmede karşılaşılan güçlükler ile birlikte, uyumu artırmayı hedeflerken göz önünde bulundurulması gereken çeşitli risk faktörleri gibi bir takım zorluklarla karşılaşılmaktadır. Bununla birlikte ilaç uyumun ele alınmasının önemi; ilaca uyum sorunları ile tedaviden verim alamama arasındaki bağlantı ile belirtilmektedir. Bu zorluklara rağmen, birincil sonuç olarak uyumu hedefleyen bir dizi küçük psikososyal çalışma; bilgi, tutum ve uyum davranışını geliştirmeyi amaçlayan psikoeğitimin potansiyel yararlılığına işaret etmektedir. Ancak bu alanda; daha büyük ölçekli ve randomize edilmiş kontrollü çalışmalara ihtiyaç olduğu görülmektedir. İkincil bir sonuç olarak ilaca uyumu hedefleyen daha büyük randomize kontrollü psikososyal müdahalelerden elde edilen sonuçlar; ilaca uymanın yanı sıra diğer faktörlerle mücadele etmenin de bir avantaj olabileceğini düşündürmektedir. Bu daha büyük çalışmaların bazıları ilaç uyumunda bir iyileşme olduğunu gösterse de, bu müdahalelerin gerçek yaşam ortamlarında uygulanabilmesinin her zaman pratik olmayabileceği çıkarımı yapılabilmektedir. Uyumsuzluk için risk faktörlerini ve diğer sağlık davranışlarının önündeki engelleri dikkate alan birey merkezli bir yaklaşımın; daha hedef odaklı ve daha kısa süreli müdahalelerin geliştirilmesine yardımcı olabileceği düşünülmektedir.

Sonuç: Bipolar bozuklukta ilaç tedavisinin yanında; tedavi uyumunun da artırılması gerekli ve umut verici bir tedavi bileşeni olarak görülmektedir. Bipolar bozuklukta ilaç uyumunu hedefleyen psikososyal müdahaleler ile ilgili mevcut literatür; uyumsuzluk kavramının tanımlanmasının ve psikoeğitimin kişilerin ihtiyaçlarına uyarlanmasının altını çizmektedir. Klinik uygulamalar için, daha kısa veya daha yoğun müdahalelerin büyük ölçekli randomize kontrollü çalışmalarına ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.

Referans: Berk, L., Hallam, K. T., Colom, F., Vieta, E., Hasty, M., Macneil, C., & Berk, M. (2010). Enhancing medication adherence in patients with bipolar disorder. Human psychopharmacology: clinical and experimental25(1), 1-16.

Saygılarımla,

Psk. Zeynep Ekşioğlu

Bipolar Bozuklukta Uykusuzluğun Tedavisi

Posted By on May 9, 2020

Araştırmanın amacı: Epizodlar arası durumda olan Bipolar Bozukluk I hastalarına uygulanan uykusuzluk tedavisinin hastaların ruh halini, uyku durumlarını ve işleyişlerini geliştirip geliştirmediğini belirlemek.
Yöntem: Psikiyatrik bakımın yanı sıra, uykusuzluğu olan Bipolar Bozukluk I tanısı alan katılımcılar, rastgele bir şekilde Bipolar Bozukluk-Bilişsel Davranışçı Terapi modifikasyonuna (CBTI-BP; n = 30) veya psikoeğitime (PE; n = 28) ayrılmıştır. Sonuçlar araştırmanın başlangıcında, 8 seans sonunda ve 6 ay sonra değerlendirilmiştir. Bu pilot çalışma, başlangıç fizibilitesini belirlemek ve etki büyüklüğü tahminlerini oluşturmak için gerçekleştirilmiştir.
Bulgular: Altı aylık takip sonrasında, CBTI-BP grubunun; PE grubuna göre Bipolar atakta daha az gün geçirdiği görülmüştür (3.3 güne karşı 25.5 gün). CBTI-BP grubu ayrıca PE grubuna kıyasla anlamlı olarak daha düşük bir hipomani / mani relaps oranına (% 4.6’ya karşı% 31.6) ve anlamlı olarak daha düşük bir genel duygudurum epizodu relaps oranına (% 13.6’ya karşı% 42.1) sahip olduğu görülmüştür. PE’ye göre, CBTI-BP uykusuzluk şiddetini azaltmış ve tedavi sonrası daha yüksek uykusuzluk remisyonuna ve 6. ayda anlamlı olarak daha yüksek oranlara yol açmıştır. Hem CBTI-BP hem de PE, seçilen uyku ve fonksiyonel bozukluk ölçümlerinde istatistiksel olarak anlamlı iyileşme göstermiştir. İkincil uyku yararları üzerinde bir miktar düşüş gözlenmesine rağmen, tedavinin etkileri çoğu sonuç için takip edilerek anlamlı şekilde korunmuştur.
Sonuç: Bipolar I Bozuklukta CBTI-BP Tedavisi (Bilişsel Davranışçı Terapi) , duygudurum epizodu nüksü riskinde azalma, uykuda ve işlevsellikte artma sonuçları ile yüksek oranda ilişkili bulunmuştur. Bu nedenle, uyku bozukluğu Bipolar Bozukluğa katkıda bulunan önemli bir unsur olduğu görülmektedir. Araştırma, Bipolar Bozukluğa özgü uyku günlüğü skorlama standartlarının geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğunu vurgulanmaktadır.

Referans: Harvey, A. G., Soehner, A. M., Kaplan, K. A., Hein, K., Lee, J., Kanady, J., … & Buysse, D. J. (2015). Treating insomnia improves mood state, sleep, and functioning in bipolar disorder: a pilot randomized controlled trial. Journal of consulting and clinical psychology, 83(3), 564.

Saygılarımla,
Psk. Özlem Öztürk

Duygusal Bir Yükselteç Olarak Zihinsel Görüntüler: Bipolar Bozukluğa Uygulama

Posted By on May 4, 2020

Zihinsel imgeler biçimindeki kognisyonların duygu üzerinde sözel kognisyonlardan daha güçlü bir etkisi vardır. Bu derleme, bilişsel görüntü ve duygu bilimlerini transdiyagnostik klinik araştırmalarla sentezleyerek bipolar bozuklukta duygusal uçuculuk temelinde yeni tahminler vermektedir. Bipolar bozukluğu olan hastalarda anksiyete son derece yaygındır ve artan disfonksiyon ve intihar ile ilişkilidir, ancak az anlaşılmıştır ve nadiren tedavi edilmektedir. Zihinsel görüntüler bipolar anksiyetenin ihmal edilmiş bir yönüdür, ancak travma sonrası stres bozukluğu ve imgeye odaklanan sosyal fobi gibi anksiyete bozukluklarında bilişsel davranış terapisinin (CBT) gelişimi için çok önemlidir. Bu derlemede bipolar bozukluğa uygulanan bilişsel bir görüntü ve duygu modeli sunulmaktadır. Bu modelde zihinsel imgeler Clark’ın döngüsel panik modelini (1986) kullanarak duyguları güçlendirir. Bu makalede; 1) görüntülerin kaygıyı güçlendirdiğini vurgulamaktayız (birinci döngü); (2), görüntülerin bipolar bozukluğun tanımlayıcı (hipo-) manisini (ikinci döngü) güçlendirdiğini, böylece tetikleyicilerin aşırı pozitif yanlış yorumlanmasının ruhsal yükselmeye (görüntülerle tırmandığı) yol açtığını, ilişkili inançları, hedefleri ve eylem olasılığını artırdığını öne sürmekteyiz (hepsi görüntülerle güçlendirildi). Görüntüler, bipolar bozukluğun açıklanamayan temel özellikleri için birleştirici bir açıklama önerir: yaygın kaygı, duygudurum instabilitesi ve yaratıcılık. Görüntülerin sunulmasının, bipolar tedavi yeniliği için yeni etkileri vardır.


Referans: Holmes, E. A., Geddes, J. R., Colom, F., & Goodwin, G. M. (2008). Mental imagery as an emotional amplifier: Application to bipolar disorder. Behaviour research and therapy, 46(12), 1251-1258.

Saygılarımla,
Psk. Mübeccel Oskay

Bipolar Bozukluğu Olan Hastalardaki Kognitif Yatkınlıklar

Posted By on April 21, 2020

Giriş. Bipolar bozukluğu olan kişilerde Beck Depresyon Üçlüsü bileşenleri ve depresyona karşı kognitif yatkınlıklar daha önceki çalışmalarda araştırılmamıştır.

Yöntem. 41 sağlıklı kontrol deneği ve 41 ötimik bipolar hasta karşılaştırılmıştır. Araştırmada Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği, Otobiyografik Bellek Testi, Problem Çözme Prosedürünü ve Beck Depresyon Ölçeği, İşlevsel Olmayan Tutumllar Ölçeği, Sosyotropi Özerklik Ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır.

Bulgular. Kontrol denekleriyle karşılaştırıldığında, bipolar bozukluğu olan hastalarda önemli ölçüde daha yüksek düzeyde işlevsiz tutumlar (özellikle mükemmeliyetçilik ve onay ihtiyacı) ve sosyotropi, otobiyografik hafıza testinde önemli ölçüde daha fazla genel hatırlama ve sosyal problem çözme testinde çözüm üretme konusunda önemli ölçüde daha az yetenekli oldukları görülmüştür. Bipolar grubunda morbiditenin seviyesi arttıkça bilişsel bozukluğun arttığı gözlemlenmiştir (önceki hastalık epizodlarının sayıları karşılaştırıldığında).

Sonuçlar. Bu çalışma bipolar bozukluğu olan hastalardaki kognitif yatkınlıkların, tek uçlu bozukluklardaki (depresyon) ile benzer olduğunu öne sürmektedir. Fakat işlevsellikteki bu bozulmanın, bir neden olup olmadığı ya da tekrarlanan bipolar bozukluk epizodlarının etkisi olup olmadığı net değildir. Bununla birlikte, bulgular klinik tedavi için önermelerin yanı sıra duygusal bozuklukların psikolojik modellerini araştırmak için önemli niteliktedir.

Referans: Scott, J., Stanton, B., Garland, A., & Ferrier, I. N. (2000). Cognitive vulnerability in patients with bipolar disorder.Psychological medicine30(2), 467-472.

Saygılarımla,

Psk. Özlem Öztürk

Proudly Powered by WordPress | Theme by The Cloisters | Entries RSS  Comments RSS